Fethiye’de Su Altındaki Kalimçe Harabeleri Koruma Altına Alındı
“Kalimçe Harabeleri” olarak bilinen su altındaki tarihi kalıntıların bulunduğu bölge 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi. Karar, hem bölge halkı hem de kültürel mirasın korunmasını savunan sivil toplum kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılandı.
Turistik mahalle Göcek’te, kordona yakın noktada yer alan ve su çekildiğinde kıyıdan da görülebilen kalıntıların korunması amacıyla Göcek Kültür ve Turizm Derneği ile Göcek Halk Meclisi, Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu. Yapılan incelemelerin ardından bölge resmen 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillendi.
“Göcek sadece deniz turizmiyle anılmamalı”
Göcek Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Onur Ugan, Göcek’in son yıllarda deniz turizmiyle öne çıktığını ancak bölgenin tarihi derinliğinin de en az doğal güzellikleri kadar önemli olduğunu vurguladı.
Ugan, “Bu kadar güzel ve korunaklı koyların olduğu bölge, sadece bugün değil tarihin ilk evrelerinde de insanlar tarafından kullanılmış. Bölgenin yerlileri olarak koylarımızda, dağlarımızda ve denizin altında bulunan kalıntıların birçoğunu biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Antik liman: “Skopea”
Ugan, tarihi haritalarda Göcek’in “Skopea Limanı” olarak geçtiğini, Kalimçe’nin de bu bölgede yer alan antik bir kent olduğunu belirtti. Güneybatı Anadolu’nun medeniyetin beşiği olduğuna dikkat çeken Ugan, özellikle Likya uygarlığının bölgede önemli izler bıraktığını söyledi.
Yassıcalar, Şeytanlı Ada, Hamam Koyu ve Tersane Koyu başta olmak üzere birçok noktada tarihi kalıntılar bulunduğunu ifade eden Ugan, koylar ve adalar sayesinde bölgenin geçmişte önemli bir ticaret merkezi olduğunun düşünüldüğünü dile getirdi.
Su yolları, sarnıçlar ve batık kent izleri
Göbün Koyu’nda kiremitten yapılmış su yollarının bulunduğunu, bunun da bölgede tarımsal faaliyetlerin varlığına işaret ettiğini belirten Ugan, üst kesimlerde antik kalıntıların günümüzde hâlâ ayakta olduğunu söyledi.
Bedri Rahmi Koyu’nda ise kaya mezarları, antik kalıntılar ve su altında Kekova benzeri batık bir yerleşim izlerinin bulunduğunu aktaran Ugan, bu değerlerin bilimsel çalışmalarla gün yüzüne çıkarılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
“Doğamızı ve tarihimizi korursak Göcek’i koruruz”
Kalıntıların arkeolojik çalışmalarla tarihlendirilmesini beklediklerini ifade eden Ugan, sit kararının bilinçsiz yapılaşmanın önüne geçeceğini belirterek şunları söyledi:
“Bu hem bölgedeki turizm faaliyetlerini daha da değerlendirecek hem de bilinçsiz yapılaşmaya engel olacaktır. Doğamızı, tarihimizi korursak Göcek’i korumuş olacağız. Yoksa betona teslim etmiş olacağız.”
Alınan sit kararıyla birlikte, Göcek’in yalnızca mavi yolculuk rotalarının değil, aynı zamanda su altındaki zengin tarihi mirasının da korunması adına önemli bir adım atılmış oldu. Bölge halkı, Kalimçe Harabeleri’nin bilimsel kazılarla aydınlatılmasını ve kültürel turizme kazandırılmasını umut ediyor.
Rehber Haber Ajansı